KÜRESELLEŞME İLE DEĞİŞİME UĞRAYAN DİL VE GELENEKLERİMİZ

2013-11-24 15:41:00

KÜRESELLEŞME İLE DEĞİŞİME UĞRAYAN DİL VE GELENEKLERİMİZ   Çukurova oğuz boyları derneğinin toplantı salonunda bu haftaki konuğu Çukurova Üniversitesi Eğtim Fakültesinden Yar. Doç. Dr. Zekiye ÇAĞIMLAR tarafından sunulan" KÜRESELLEŞME İLE DEĞİŞİME UĞRAYAN DİL VE GELENEKLER" konulu konferansından   Açılışı yapan dernek başkanı Sayın Mehmet Demir her hafta bir değerli konuyla kofranslarına devam ettiğini belirtirken bu 137. konfrasları olduğunu açıklarken biz ya akedemisyenlere yâda konusunda kitap yazmış uzmanları çağrıyoruz dedi.     Yar. Doç. Dr. Zekiye ÇAĞIMLAR bu konferansında küreselleşme ile yemek kültüründen evlenme kültürüne kadar kültürlerin nasıl değiştiği, internet ile Türkçenin nasıl bozulduğu, küreselleşmenin gelenekler nasıl etki ettiği gibi konularda önemli bilgiler vermiştir. Bu konularda konuşmaları şunlardan ibarettir.   Kültür insanlığın ortak malıdır. Milletler kendi kültürlerini yıllara dayalı tarihsel süreçte edindikleri bilgiler ile oluşturur. Gelenek, dil, inanç ve inanış bütün bunlar kültürün unsurlarıdır. Bu unsurlar zaman içinde değişir, gelişir kimi zaman da ortadan kaybolur. Kadim olan kültür unsurları ise gelenek ve dil gibi bunlar en ağır gelişen ve yine en ağır ortadan kalkan kimi zaman da kalkmayıp şekil değiştiren unsurlardır. Neden en ağır biçim alırlar çünkü onlar içinden çıktıkları toplumun kimliğinden doğmuş, kimliğini oluşturmuştur. Ortadan kalkmaları hem de yerine yine içinden çıktıkları milletin kültüründen birşeyler konmadan kalkmaları halinde milletin temel taşlarının oynaması hatta hasar alması anlamına geleceğinden ya yerine yeni bir şey konarak değişmek... Devamı

Bir Kahraman’ın Hayat Hikâyesi (Öyküsü) Şeref Usta

2013-11-23 09:34:00

  Bir Kahraman’ın Hayat Hikâyesi (Öyküsü) Şeref Usta   Bu yaşam hikâyesi Cumhuriyetten önce olan bir aile dramıdır. Hayrullah Çavuş Malatya Darende’den Çukurova ya göç etmişti. Yaşadığı ilçede iş imkânı yoktu. Halk hep başka şehirlere göç ederek yaşamlarını sürdürüyordu gittiği yerlerde çok zorlukla iş imkânları sağlıyorlardı.             Hayrullah çavuş da bunlardan biriydi. İki çocuklu bir aile olarak göç etmiş ama onun maddi durumu iyiydi. Esnaflık yapıyordu. Bu esnaflığını orda sürdürmeye başladı ve kısa zamanda çok sevilen bir esnaf olmuştu. Kendi hemşerileri arasında çok tutulan güvenilir bir esnaf olmuştu günler günleri kovalarken çok mutlu günler yaşarken birden rahatsız olan eşi Eşe hanımın rahatsızlığı onu çok üzmüştü o dönemlerde sıtma diye bir hastalık kol gezerken onların evine de uğramıştı birkaç gün sonra hayatını kaybeden eşinin acısı onu iyice kahretmişti. İki çocukla yalnız başına kalan Hayrullah çavuş, perişan olmuştu. Bir yandan iş, bir yandan iki yetim çocuk. Biri kız diğeri erkek. Komşuları yardım ediyordu ama ne kadar yardımcı olabilirdi ki. Yıkılmış bir ailenin acısına dayanamayan konu komşu, “bir hanım bulalım da hem bu genç adam ve çocukları kurtulsun” diyorlardı. Aradan bir yıl geçmişti ki komşulardan biri “oğlum Hayrullah gel sana bir kız buldum, yukarı köyden iyi bir ailenin kızı. Babasını tanırım. Cuma günleri namaza gelir namazını kıldıktan sonra oturur beraber yemek yer, sohbet ederiz, bende ara sıra o köye yolum düştüğünde onlara uğrarım. Ayşe kızımız, hanım hanımcık, ailedekilerin hepsi candan insanlar” der. Hayrullah... Devamı

Sıdıka ile Ali’nin Aşk Hikâyesi (Öyküsü)

2013-11-22 16:44:00

Sıdıka ile Ali’nin Aşk Hikâyesi (Öyküsü)   Yıl 1972, okul yıllarıydı. Sıdıka ve Ali aynı lisede okuyor aynı sınıfta arka arkaya oturuyorlardı. Ara sıra birbirine edalı bakışları oluyordu. Ali Sıdıka’yı diğer kişilerden korumuş onu sahiplenmişti. Onun olduğu yerde geziniyordu. Arada sırada arkadan ayaklarını uzatıp Sıdıka’nın ayağına dokunuyordu. Ders notlarını soruyordu. Sıdıka onun kafasına defterle vuruyor birbirlerine naz yapıyorlardı. Daha sonraki günlerde Ali Sıdıka’nın eline bir kâğıt tutuşturdu. Heyecanla açan Sıdıka elindeki kâğıtta kendisi için dizilmiş aşk nağmelerini okumaya başlamıştı. Yazılan dizeler hoşuna gitmişti. Sonraki günlerde dışarıda da gezmeye başlamışlardı. O yıllarda mahalle kenarında bağlar vardı. Badem ağaçları baharda harika olur, her yer yemyeşil, ağaçlar rengârenk çiçek açmış, çimenlerin arasında kır çiçekleri ve insanlar buralara piknik yapmaya gelirdi.  Sıdıka ve Ali de ara sıra buralara gider gezerlerdi. Bazen de okul arkadaşlarıyla toplu giderler piknik yaparlardı. Bu piknik programı hep Sıdıka’dan çıkar tüm arkadaşları onu kırmazdı. Sevilen bir kızdı, çokta zekiydi. Sıdıka Memur bir ailenin ilk çocuğuydu toplam beşkardeştiler. Kendi evlerinde oturan alçakgönüllü bir ailenin çocuğuydu. Ali ailenin tek çocuğu, babası yoktu. Annesiyle dedesinin yanında oturuyorlardı ve anne çalışmıyordu maddi sıkıntıları vardı. Lise son sınıfa gelmişlerdi herkesin hayalinde üniversite vardı. Sıkı ders çalışıyorlardı. Sıdıka ve Ali aynı şehri kazansınlar diye dualar ediyorlardı. Sınavlar oldu ikisi de sınavı kazanmıştı. Sıdıka Adana’yı Ali Kayseri’yi kazanmıştı. Ayrılacakları için çok üzülüyorlardı. İlerisi için çok güzel hayalleri var... Devamı

Sıdıka ile Ali’nin Aşk Hikâyesi (Öyküsü)

2013-11-22 16:25:00

  Sıdıka ile Ali’nin Aşk Hikâyesi (Öyküsü)   Yıl 1972, okul yıllarıydı. Sıdıka ve Ali aynı lisede okuyor aynı sınıfta arka arkaya oturuyorlardı. Ara sıra birbirine edalı bakışları oluyordu. Ali Sıdıka’yı diğer kişilerden korumuş onu sahiplenmişti. Onun olduğu yerde geziniyordu. Arada sırada arkadan ayaklarını uzatıp Sıdıka’nın ayağına dokunuyordu. Ders notlarını soruyordu. Sıdıka onun kafasına defterle vuruyor birbirlerine naz yapıyorlardı. Daha sonraki günlerde Ali Sıdıka’nın eline bir kâğıt tutuşturdu. Heyecanla açan Sıdıka elindeki kâğıtta kendisi için dizilmiş aşk nağmelerini okumaya başlamıştı. Yazılan dizeler hoşuna gitmişti. Sonraki günlerde dışarıda da gezmeye başlamışlardı. O yıllarda mahalle kenarında bağlar vardı. Badem ağaçları baharda harika olur, her yer yemyeşil, ağaçlar rengârenk çiçek açmış, çimenlerin arasında kır çiçekleri ve insanlar buralara piknik yapmaya gelirdi.  Sıdıka ve Ali de ara sıra buralara gider gezerlerdi. Bazen de okul arkadaşlarıyla toplu giderler piknik yaparlardı. Bu piknik programı hep Sıdıka’dan çıkar tüm arkadaşları onu kırmazdı. Sevilen bir kızdı, çokta zekiydi. Sıdıka Memur bir ailenin ilk çocuğuydu toplam beşkardeştiler. Kendi evlerinde oturan alçakgönüllü bir ailenin çocuğuydu. Ali ailenin tek çocuğu, babası yoktu. Annesiyle dedesinin yanında oturuyorlardı ve anne çalışmıyordu maddi sıkıntıları vardı. Lise son sınıfa gelmişlerdi herkesin hayalinde üniversite vardı. Sıkı ders çalışıyorlardı. Sıdıka ve Ali aynı şehri kazansınlar diye dualar ediyorlardı. Sınavlar oldu ikisi de sınavı kazanmıştı. Sıdıka Adana’yı Ali Kayseri’yi kazanmıştı. Ayrılacakları için çok üzülüyorlardı. İlerisi için çok güzel ha... Devamı